MAL VE HİZMET BEDELLERİNİN ÖDENMESİ VE TEVSİKİ (BELGELENDİRİLMESİ)

GİRİŞ

213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257. maddesi ile, mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirmeye ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme konusunda Maliye Bakanlığı’na yetki verilmiştir. Bu yetkiye dayanılarak, sırasıyla 320, 323, 324, 332, 459, 479 ve 480 sıra Nolu VUK Genel Tebliğleri ile 268 ve 298 sayılı Gelir vergisi tebliğleri yayınlanarak konunun usul ve esasları belirlenmiştir.

Vergi Usul Kanunu ve Gelir vergisi Kanunu’ nun bu düzenlemesine ilaveten, Katma Değer Vergisi Açısından da, KDVK’ nun 70 ve 82 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’ nde müteselsil sorumlulukla ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Diğer taraftan müteselsil sorumlulukla ilgili, daha önce Maliye Bakanlığı’ nca çıkarılan genel tebliğler yürürlükten kaldırılmış, KDV iade sistemi ve müteselsil sorumlulukla ilgili düzenlemeler 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’ nde toplanmıştır.

GENEL DÜZENLEME

Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenler, defter tutmak zorunda olan çiftçiler, serbest meslek erbabı ile vergiden muaf esnafın kendi aralarında yapacakları ticari işlemleri ile, nihai tüketicilerden (Türkiye’de mukim olmayan yabancılar hariç) mal veya hizmet bedeli olarak yapacakları 5.000.-TL’ (01/01/2016 tarihinden itibaren 7.000.-TL oldu.) aşan tahsilat ve ödemelerinin 01.08.2003 tarihinden itibaren banka, özel finans kurumları veya posta idaresi aracı kılınarak yapılması ve bu kurumlarca düzenlenecek belgelerle tevsikinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Tespit edilen tutarı aşan avansların da banka veya özel finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsiki zorunludur.

            Tespit edilen tutarın üzerinde kalan işlemlerin tevsik zorunluluğundan kaçınmak amacıyla parçalara ayrılması kabul edilmeyecek, aynı günde aynı kişi veya kurumlarla yapılan işlemler tek bir ödeme veya tahsilat kabul edilecektir.

Konutlarda, her bir konut için aylık 500 TL ve üzerinde kira geliri elde edenlerin, işyerlerinde, işyerini kiraya verenler ile kiracıların tutara bakılmaksızın kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerinin 1/11/2008 tarihinden itibaren banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi zorunluluğu getirilmiştir. (268 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği)

298 Seri No’ lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile,  268 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin “1. Tevsik Zorunluluğunun Kapsamı” başlıklı bölümünde yer alan “Konutlarda, her bir konut için aylık 500 TL ve üzerinde kira geliri elde edenlerin,” ibaresi; “Konutlarda, her bir konut için aylık 500 TL ve üzerindehaftalık, günlük veya benzeri şekilde kısa süreli konut kiralamalarında ise tutara bakılmaksızın kira geliri elde edenlerin,” şeklinde değiştirilmiştir. (Yürürlük tarihi 01.07.2017)

480 Nolu VUK Genel Tebliği ile getirilen bir düzenleme ile, Tevsik zorunluluğu kapsamında olanlardan araç kiralama faaliyeti ile uğraşanların vermiş oldukları motorlu kara taşıtı ve motorlu kara aracı (13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile 18/7/1997 tarihli ve 23053 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğine göre tescile yetkili kuruluşlarca kayıt ve tescil edilmesi zorunlu olmayan taşıt ve araçlar hariç) kiralama hizmetlerine ilişkin tahsilat ve ödemelerin ise yukarıda belirtilen (7.000.-TL) hadle sınırlı kalınmaksızın, aracı finansal kurumlar tarafından düzenlenen belgeler ile tevsik edilmesi zorunludur.(Yürürlük tarihi 01.07.2017)

Tevsik zorunluluğu kapsamına giren kişiler ile nihai tüketicilerin genel ve katma bütçeli idareler ile döner sermaye işletmelerine yapacakları ödeme veya tahsilat işlemlerinin banka veya özel finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsiki zorunlu bulunmamaktadır.

Buna ilave olarak aşağıdaki kurum ve kuruluşlarda yapılan işlemlerde de, ödeme veya tahsilat işlemlerinin banka veya özel finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsiki zorunlu değildir.

1-Sermaye piyasası aracı kurumlarında,

2-Yetkili döviz müesseselerinde,

3-Noterlerde,

4-Tapu idarelerinde yapılan işlemler.

5–  6362 sayılı Kanun uyarınca kurulan Borsa İstanbul A.Ş. bünyesinde yer alan Kıymetli Madenler Piyasasında işlem yapma yetkisi verilenlerin, faaliyet konuları kapsamında yapacakları işlemlere ilişkin tahsilat ve ödemeleri, (VUK 469 seri no’lu genel tebliği yürürlük.12.02.2016)

6– Gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler tarafından; 11/3/2010 tarihli ve 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre kurulmuş olan toptancı hallerinde faaliyet gösteren tüccar, üretici, üretici örgütleri ve komisyonculara yapılan sebze ve meyve, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, su ve su ürünleri, bal ve yumurta gibi diğer gıda maddeleri, kesme çiçek ve süs bitkileri satışları ile söz konusu yerler dışında yapılmakla birlikte anılan Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında bildirime tabi tutulmuş satışlara ilişkin tahsilat ve ödemeleri, (VUK 479 seri no’lu genel tebliği. Yürürlük tarihi: 01.04.2017)

7Gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçilere ait ürünlerin, 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu kapsamında kurulan ticaret borsalarına mezkur Kanunun 46 ncı maddesinde belirtilen süreler dahilinde tescil ettirilerek gerçekleşen satışlarına ilişkin tahsilat ve ödemeleri, (VUK 480 seri no’lu genel tebliği. Yürürlük tarihi :09.06.2017)

UYGULAMADA KARŞILAŞILAN SORUNLAR

1-) Mükelleflerin Yaptıkları Nakit İşlemleri Gizlemek İçin Alıcılar Hs./Satıcılar Hs. Kullanmaları.

Mükelleflerin ticari defterlerinde sıklıkla karşılaşılan durumlardan biri de, mükelleflerin 7.000.-TL’yi  aşan alım ve satım işlemlerinde 320 Muhtelif Satıcılar Hs. ve 120 Muhtelif Alıcılar Hs. kullandıkları, daha sonra bu hesapların dönem içerisinde düşük miktarlar halinde parça parça kapatıldığı veya bu şekilde kullanılarak yüksek rakamlara ulaştığı görülmektedir.

Oysa 324 Seri Nolu VUK Genel Tebliği’nden açıkça anlaşılacağı üzere, tevsik kapsamında olan mal ve hizmet bedelinin tevsik sınırını aşması yeterli olacaktır. Bir başka ifadeyle faturada belirtilen tutarın tevsik kapsamındaki sınırı aşması yeterlidir. Bu bedelin farklı tarihlerde ödenmesinde, her bir ödemenin tahsilat ve ödemenin yapılması zorunlu olan kurumlardan geçirilmesi gerekecektir.

Örnek: Mükellef A Şirketi, 50.000.- Türk Lirası bedelindeki bir malını satmış ve bunun faturasını düzenlemiştir. Ancak malın bedeli 5 taksit halinde ödenecektir. Fatura bedeli belirlenen limiti aştığından taksit tutarları banka, özel finans kurumları ve PTT aracılığıyla ödenecektir.

2-) Ücret, Kıdem Tazminatı vs. Ödemelerinde banka, özel finans kurumları ve PTT aracılığıyla ödeme  zorunluluğu.

324 Seri Nolu VUK Genel Tebliği’nden “İşletmelerin kendi ortakları ile diğer gerçek ve tüzel kişilerle olan ve herhangi bir ticari içeriği olmayan nakit hareketlerinde işlem tutarı 7.000.-TL’yi aşıyor ise bunlar da tevsik kapsamında olacağından banka, özel finans kurumları veya PTT aracılığıyla tahsilat ve ödemeler yapılacaktır.” hükmü getirilmek suretiyle ticari olmayan nakit hareketlerinin de tevsik zorunluluğu kapsamında özel finans kurumları ve PTT aracılığıyla ödeneceği açıklığa kavuşturulmuştur. Bu tebliğ doğrultusunda çalışanlara yapılan 7.000.-TL üzerindeki ücret ve kıdem tazminatı ödemelerinin de  banka, özel finans kurumları ve PTT aracılığıyla ödenmesi gerekmektedir.

3-) Mükellefler arasında gerçekleşen ayni ödemelerin (takas) ve barter işlemlerinin değerlendirilmesi;

Mükelleflerin aralarındaki emtia alış ve  satışları  karşılığında   nakit ödeme veya tahsilat söz konusu  olmaksızın cari hesapların karşılıklı olarak mahsup edilerek kapatıldığı durumlarda, nakdi bir hareketten bahsedilemeyeceğinden  mahsup yoluyla kapatılan tutarların da  banka veya özel finans kurumları ile posta idaresince düzenlenen belgelerle tevsiki de mümkün bulunmamaktadır.

Ancak işlemlerin bir kısmının nakdi ödeme yoluyla yapılması durumunda cari hesapla çalışılıp çalışılmadığına bakılmaksızın tebliğlerde belirlenen limiti aşması halinde, ödeme ve tahsilatın, bankalar, özel finans kurumları veya PTT   aracılığıyla yapacakları tabidir.

Barter üyeleri sistem içerisinden istedikleri mal veya hizmeti alarak bedelini belirlenen süre içerisinde istedikleri zamanda kendi mal veya hizmetleriyle ödemektedirler. Barter sistemi ile satış yapan firma ürününün bedeli kadar Barter sisteminden alacaklı olur ve alacağını sistemden mal veya hizmet satın alarak tahsil eder. Dolayısıyla sistemin işleyişi ayni (mal ile) olduğundan, diğer bir ifade ile nakit akışı bulunmadığından, bankalar, özel finans kurumları veya PTT   aracılığıyla gerçekleştirilecek bir işlem olmadığı aşikârdır.

Nakit hareketi sistemin normal işleyişinde yer almaz. Fakat firmalar belirlenen sürede yükümlülüklerini yerine getirmez ise, borcu belli bir para cinsinden nakde çevrilir. İşte bu aşamada ödeme ve tahsilat, bankalar, özel finans kurumları veya PTT   aracılığıyla yapılmalıdır.

4-) Kamu kurumları ile yapılan işlemler.

Genel ve Katma Bütçeli İdareler, İl Özel İdareleri, Belediyeler ile bunların teşkil ettikleri birlikler, Kanunla kurulan diğer kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan ve işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşlar veya bunlara ait veya tabi diğer müesseseler tarafından yapılan işlemlere ilişkin ödeme yada tahsilatlar, belirtilen limiti aşsa bile bunlara ilişkin ödeme ve tahsilâtların; banka, özel finans kurumları veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracı kılınarak yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.       

5-) Alacak ve Borcun temliki.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı verdiği 10.03.2004 tarihli özelgede “Alacağın Borçlar Kanununun 162’nci maddesine göre düzenlenen temlik sözleşmesi ile bir başkasına devir edilmesi halinde söz konusu temlik sözleşmesinin noterde düzenlenmesi koşulu ile yapılacak borç ödemesinin banka, özel finans kurumu veya PTT aracı kılınmadan tevsik edilmesi mümkün olduğu.” yönünde görüş bildirmiştir. Örnek olarak, noterde yapılan kira sözleşmesine, taahhüt işlemine, satış işlemlerine vs. ilişkin ödeme ve tahsilatların banka, özel finans kurumları ve PTT aracılığıyla gerçekleştirme zorunluluğu bulunmamaktadır.

6-) Tahsilat ve Ödemelerde Çek ve Cirolu Çeklerin Kullanımı.

Banka sistemi içinde kaldığı müddetçe bir mal veya hizmet bedelinin müşterinin kendi çeki ya da ciro ettiği bir çek ile ödenmesi imkan dahilindedir.

Mal veya hizmet karşılığı alınan çekin tam ciro yapılması halinde çekin arkasında isim, unvan, vergi kimlik numarası ve adresinin yazılması yeterli olacaktır. Mal veya hizmet bedellerini cirolu çek ile tahsil edenler, bu çekleri için “çek alım bordrosu” düzenlemelidirler. Bu bordroda çeki düzenleyen yada çeki devredenin adı, soyadı, vergi kimlik numarası ile imza ve kaşesinin bulunması gerekmektedir.

Çek alım bordrosu düzenledikten sonra bu çekler, satın alınan mal ve hizmet bedelleri karşılığı,  ciro edilerek verildiğinde, “çek teslim bordrosu” düzenlenecektir. Bu bordrolarda da kendisine ciro yapılan satıcının veya yetkilisinin adı, soyadı vergi kimlik numarası ile imza ve kaşesinin bulunmasına zorunludur.

 

GENEL DEĞERLENDİRME      

Yasa ve tebliğler ile belli bir miktarı (7.000.-TL) aşan ödeme ve tahsilatların  bankalar, özel finans kurumları veya PTT  aracılığıyla yapılma zorunluluğu getirilmişse de, mükelleflerin yaptıkları tüm ödemeleri, yada en azından kendi bünye ve işleyişlerine göre mümkün olan en düşük bedel (Örneğin 1.000.-TL) üzeri alım ve gider ödemelerini banka, özel finans kurumları (Çek dahil) ve PTT aracılığıyla yapılması mükelleflerin lehinde olacaktır.

Bunlar, Ticari hayatta karşılaşılan borç-alacak ilişkisinde olduğu kadar,  213 Sayılı VUK’ nun 11. nci Maddesi ile düzenlenen müteselsil sorumluluk açısından da önemlidir. Mükelleflerin, ödemelerini KDV ile ilgili 70, 82 ve 84 Seri Nolu Katma Değer Vergisi genel tebliğlerinde belirtilen yollarla gerçekleştirmeleri halinde birçok sorumluluktan kurtulmaları mümkündür.

            Ödeme ve tahsilâtların banka, özel finans kurumları ve PTT aracılığıyla yapılma zorunluluğu getirilmesi ekonominin kayıt altına alınması için önemli bir adımdır. Ancak kayıt dışı ekonomi ile mücadelede edilirken, mükellefleri zor durumda bırakacak uygulamalardan da kaçınmak gerekir. Mal takası, mal iadesi v.b gibi nakit dışı işlemlerde karışıklık oluşturulmaması, fiilen banka kanalı ile yapılması pratikte pek mümkün olmayan işlemlerin net ve anlaşılır şekilde zorunluluk dışı bırakılması ve kabul edilebilir bir miktarda fatura küsuratları’ nın nakit tahsil ve tediyesi gibi hususlar için yeni ve kapsamlı bir tebliğe ihtiyaç duyulmaktadır.       

RASİM SEZER                                         

S.M.MALİ MÜŞAVİR & BAĞIMSIZ DENETÇİ